----------

‘Bunlar nasıl aşağılık sözler’ Bergen’in ailesi 32 yıl sonra konuştu

Bergen önce kezzaplı saldırıya uğradı, sonra eski eşi Halis Serbest tarafından öldürüldü. Cinayet anında Bergen’in yanında annesi Sabahat Çakır da vardı. Yaşanan bu dram, şimdi Bergen isimli sinema filmine aktarılacak. Bergen’in ölümünün ardından derin bir sessizliğe gömülen ailesi 32 yıl sonra GÜNAYDIN’a konuşup geçmişte yaşadıklarını anlattı. Aile üyeleri, çekilecek Bergen filminin bugüne kadar ortaya atılan yanlış bilgileri ortadan kaldıracağına inanıyor.

‘Bunlar nasıl aşağılık sözler’ Bergen’in ailesi 32 yıl sonra konuştu

Bergen’in katili Halis Serbest, katıldığı TV programda “Bergen’i öldürdüğüm için pişman değilim. Ailesi de ‘Ölümü hak etti’ demişti” Bu sözler infiale neden oldu, sosyal medyada katile tepki yağdı. Yıllar sonra ilk kez GÜNAYDIN’a konuşan Bergen’in ablaları ve abisi ise ” Bu nasıl bir ifade, nasıl aşağılık sözler! 32 yıl sonra tekrar büyük bir şiddete maruz kaldık. Siz katili TV’ye çıkarıp mikrofon uzatırsanız, sırtını sıvazlarsanız, daha çok kadın öldürülür” dedi.

---------

32 yıl önce eşi Halis Serbest tarafından öldürülen ünlü şarkıcı Bergen (Belgin Sarılmışer), hayatını anlatan sinema filmi haberleriyle sık sık gündeme geliyor. Bir TV kanalında katil Halis Serbest’e uzatılan mikrofon tepkilere yol açtı. “Öldürdüğüm için pişman değilim” diyen Serbest, ailenin de “Bergen ölümü hak etti” dediğini öne sürdü. Bergen’in ablaları Hatice Vargı, Aynur Direkçi, Mukadder Terim ve abisi Mehmet Sarılmışer, yıllar sonra ilk kez GÜNAYDIN’a konuştu. Bergen’in ailesi cinayetin perde arkasında olanları, ailece yaşadıkları büyük acıyı ve filmden beklentilerini anlattı.

HATİCE VARGI (Ablası)

-------------

HER GECE ÇOCUĞU OLSUN DİYE DUA EDERDİ

Bergen’i katleden Halis Serbest’e mikrofon uzatıldı, o da ‘Ailesi de Bergen’in ölümü hak ettiğini söyledi’ dedi…

Böyle bir şeyin doğru olması mümkün mü? Kardeşimiz öldürülecek ve biz “Hak etti” diyeceğiz. Hayatı boyunca yalan söylemiş bir adam 32 yıl sonra çıkıp bizim üzerimizden kendine prim yapıyor. Bir insan bu kadar alçak, bu kadar kötü, aşağılık olamaz ama insan değil…

Bergen’in ölümü sonrasında anneniz Sabahat Çakır bu acıyla hayatına nasıl devam etti?

Hepimiz yanında olduk. Haberi, annemden günlerce gizledik. Hastaneden çıktığında yeri göğü inletti annem, hâlâ o sesler kulağımda. Esas acıların kadını benim annem. Düşünsenize evladını, kızını gözünün önünde öldüren bir adam var, annemi de yaralıyor, çok korkunç ve acı değil mi? Hepimiz ilahi adalete inanıyoruz.

Kardeşinizin katili daha önce de Bergen’in (Belgin Sarılmışer) yüzünü kezzapta yaralarken annenizin de yaralandığını biliyoruz…

Evet, Belgin’in önüne geçmiş. Kezzap annemin kollarına ve göğsüne gelmiş. Kurşunlandığında da uzun süre tedavi gördü. Adam, anneme; “Ölümden korkmuyor musun sen?” demiş. Annem de “Korkmuyorum” deyince “Al sana, al sana, vurdum” diye kurşunlamış. Sanki bu olaydan sonra, bu adamın yaptıklarından sonra kadın cinayetleri daha çok arttı.

rdeşiniz istemiyordu değil mi Halis Serbest’i?

İstemiyordu ama nasıl kaçacağını bilemedi ondan.

32 yıl sonra Bergen’in hayatı filme dönüşüyor. Buna nasıl karar verdiniz?

Çok teklifler aldık, hep en doğrusunu bekledik. Mine (Şengöz) Hanım da bizim için doğru bir isimdi. Güvendik kendisine. Şimdiye kadar da her şeyi iyi yönetti. İnanıyoruz ki her şey çok güzel olacak.

Bergen çocuğunun olmasını çok istiyordu öyle mi?

Tabii… “Abla doktordan geliyorum yine, doktorun verdiği ilaç geri tepti” derdi. Yani kabul etmiyordu vücudu. Çocuğu olsun diye çok uğraştı ama maalesef olmadı. Her gece ağlardı. Bütün bu acılar yetmezmiş gibi rahim kanseri oldu, ameliyat oldu ve çocuğu olma şansını kaybetti.

İnternette kuzeniyle evlendiğine ve çocuğu olduğuna dair bilgiler var…

Doğru değil. Bir hayranı “Oğluyum” diye ortaya çıktı ve herkes buna inandı. İnternette var olan fotoğraflarda kızı olarak bilinen kişi Cemile Ablam’ın kızı Esra’dır. İşte tam da yanlış bilinen bilgilerden dolayı bu filmin yapılmasını çok istiyoruz.

Halis’in evli olduğunu ve iki çocuğu olduğunu öğrenince nasıl tepki verdi?

Çok şaşırdı, çıldırdı. Bana geldi, “Abla, bana yaptığı nikah sahteymiş. Karısı ve iki çocuğu varmış” dedi. Ben de “Sen annemi dinlemedin” dedim. Belgin kaçınca da kezzap olayı oldu zaten.

Belgin sevmiş miydi onu?

Aşıktı. Sevmişti tabii. Ama sonrasında sahte nikahı filan öğrenince bitti.

Acı olaydan sonra hayatınızı nasıl sürdürdünüz?

O olaydan sonra annem “Bir evlat daha kaybetmeye dayanamam, tahammül edemem” derdi. Annem hepimizi sakinleştirdi. “Kana kanla karşılık verilmez. Ben Allah’a bıraktım, Allah herkesin cezasını verir” derdi. Biz 32 senedir hâlâ ağlıyoruz. Bu kadar güzel bir kız nasıl bu hale geldi? Keşke annemi dinleseydi. Ama şuna inanıyorum, hayatta olsaydı böyle bir filminin olmasını isterdi.

ANNEM ‘KARANLIKTAN KORKAR KIZIM’ DİYE GÜNLERCE MEZARINDA SABAHLADI

Bergen’in vefatını başta annenizden sakladınız. Sonra nasıl açıkladınız?

Hastaneden eve geldiğinde fark etti annem. Yedi mevlidini yapıyorduk. Hocalar vardı, kalabalıktı… Annemin çektiği acıyı görünce herkes yandı kavruldu. Öyle bir ağıt yakıldı ki, annemi zor tutuyordum. O acıdan sonra annem kendini de mezara gömdü. Sonra hep siyah giydi; düğünde de, bayramda da… Belgin’le annem de öldü. Kendi kendine konuşuyordu. Belgin, kahveyi çok severdi. Annem, kardeşim vefat ettikten sonra her sabah iki tane Türk kahvesi yapar, Belgin’le dertleşerek kahvesini içerdi. Akşama kadar tespih çekerdi kardeşimin posterleriyle kaplı odasında.

Mezarına sık sık gider miydi?

‘Kızım yalnızlıktan, karanlıktan korkar’ derdi. Sabaha kadar mezarlıkta annemle otururduk.

yazının devamı için tıklayınız +

Yorumlar kapatıldı.